Şafiilere Göre Setr-i Avret

Setr-i avret , rengini göstermeyecek bir şeyle avretini örtmektir. Örtünmek mümkün olduğu halde , avreti açık olarak namaz kılmak veya çok ince bir elbise ile namaz kılan kimsenin namazı sahih değildir. Binaenaleyh vücudun siyah ve beyazlığını gösteren ince naylon çorap veya böyle bir başörtüsü ile namaz kılmak veya sokağa çıkmak caiz değildir. Bunun için çoğunlukla saç ile vücudun rengini gösteren bugünkü tülbent ilke kadınların namaz kılmaları caiz değildir.

Bir kimsenin avret yerinden kıl kadar bir şey görülse namazı sahih değildir. Bunun için kadın namaz kılarken saçını iyice örtmeli , ayağından hiçbir şey dışarı bırakmamalıdır. Yani çorap giymek suretiyle ayaklarını kapatmalıdır. Namaz da erkeğin avreti diz ile göbek arasıdır. Göebek ile diz her ne kadar avret değilse de avreti tamamıyla örtmek için onların bir kısmını örtmek icap eder.

Müslüman kadının avreti ise , el ile yüzü müstesna bütün bedenidir. Hatta saçından veya vücudunun her hangi bir tarafından kıl kadar bir şey görünürse namazı fasiddir. Kadının namazda yüzünü örtmesi mekruhtur.

Namaz haricinde kadın bütün vücudu ” el ve yüz dahil ” avret sayılır. Örtmesi mecburdur. Haram yerleri açık bir kadına bakmak haramdır. Kapalı bir kadına ihtiyaç yokken kötü niyet ve şehvetle bakmak haramdır. Bununla beraber muayne olmak için doktora, gerektiği zaman ifade vermek için hakime görünmekte besi yoktur.

Avret yerini üstten örtmek lazımdır. Fakat aşağıdan örtmek icap etmez. Bunun için avreti yakasından görünen namaz kılan kimsenin namazı fasittir. Fakat alttan bakılıp avreti görünse de beis yoktur.

Netice olarak , dinimizin tesettür gibi katı emirleri zaman ve şartlara göre değişmez. Müslüman erkek ve kadınların kıyafet ve tesettürde kusurları olsa da düşünceleri tam dinin emrettiği tesettürü güzel bulup kabul etmek olmalıdır. Ayrıca dinin emrettiği tesettürü sulandırıcı modalardan kaçınmalıdır.

avrupa hayat alışkanlıkları ile tam riayet edemedikleri şer’i kıyafet ve tesettürü hafife alır tarzda bir anlayış olmamalı , azimet ve takva yaşamayı ve böyle yaşayanları sevmelidir. Kendi noksanları karşısında istiğfar edip noksanlarını zamanla tamamlama gayreti içinde olmalıdır. Bu husus asgari bir hudut olarak mü’minler için şarttır.

Author: Dini

Bir cevap yazın